bring down - Turc Anglais Dictionnaire

bring down

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Sens de "bring down" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 44 résultat(s)

Anglais Turc
General
bring down v. azaltmak
Expanding the supply of housing can bring down those costs.
Konut arzını genişletmek bu maliyetleri azaltabilir.

More Sentences
bring down v. devirmek
Is the aim to bring down Saddam Hussein?
Amaç Saddam Hüseyin'i devirmek mi?

More Sentences
bring down v. yıkmak
In Afghanistan, we were sure that the Afghan people themselves were ready to bring down the Taliban regime.
Afganistan'da, Afgan halkının Taliban rejimini yıkmaya hazır olduğundan emindik.

More Sentences
Phrasals
bring down v. (fiyatını) düşürmek
This would bring down the cost of enlargement to 0.11% of the Union's GDP.
Bu da genişlemenin maliyetini Birlik GSYİH'sinin %0.11'ine düşürecektir.

More Sentences
bring down v. (fiyatını) indirmek
The main target is to bring down chronically high inflation and interest rates and to consolidate public finances.
Ana hedef, kronik yüksek enflasyonu ve faiz oranlarını indirmek ve kamu maliyesini pekiştirmektir.

More Sentences
General
bring down v. değerini düşürmek
bring down v. düşürmek
bring down v. aşağıya indirmek
bring down v. indirmek
bring down v. yaralamak
bring down v. vurup indirmek
bring down v. (yönetimi) düşürmek
bring down v. aşağı getirmek
bring down v. coşturmak
Phrasals
bring down v. aşağılamak
bring down v. aşağı çekmek
bring down v. alt etmek
bring down v. batırmak (iş/şirket)
bring down v. çökertmek
bring down v. üzmek
bring down v. modunu düşürmek
bring down v. başarısızlığa uğratmak
bring down v. bozguna uğratmak
bring down v. işlerini bozmak
bring down v. parçalamak
bring down v. parçalara ayırmak
bring down v. kırmak
bring down v. kafasını düşürmek
bring down v. uyuşturucunun etkisinden çıkarmak
bring down v. uyuşturucunun etkisini yok etmek
bring down v. normale döndürmek
bring down v. (fiyatını) aşağı çekmek
bring down v. indirim yapmak
bring down v. yere sermek
bring down v. öldürmek
bring down v. hayal kırıklığına uğratmak
bring down v. moralini bozmak
bring down v. (kötü bir şey) empoze etmek
bring down v. cezalandırmak
Colloquial
bring down v. dize getirmek
Trade/Economic
bring down v. (hesap bakiyesi) nakletmek
Sport
bring down v. rakibi mücadele sonrası düşürmek
Slang
bring down v. (uyuşturucu) bir an mutlu edip hemen sonra mutsuz etmek
bring down v. (uyuşturucu) düşüş yaşatmak

Sens de "bring down" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
bring down the rate of inflation v. enflasyonu aşağı çekmek
come or bring down to the ground v. alana inmek
bring down the house v. kırıp geçirmek
bring down the house v. çok alkış toplamak
bring down the house v. çok alkışlanmak
bring the house down v. kahkahadan kırıp geçirmek
bring down the fever v. ateş düşmek
bring down the fever v. ateşini düşürmek
bring down one's price v. fiyatını düşürmek
bring down one's price v. fiyatını indirmek
bring down the price v. fiyatı düşürmek
bring down the price v. fiyatı indirmek
bring down the cost v. maliyeti düşürmek
bring down the price v. fiyatı aşağı çekmek
bring down the cost v. maliyeti azaltmak
bring down the prices v. fiyatları aşağı çekmek
bring down the prices v. fiyatları düşürmek
bring down the cost v. maliyet azaltmak
bring down the cost v. maliyet düşürmek
bring the house down v. seyredenleri coşturmak
bring the house down v. herkesi gülmekten kırıp geçirmek
bring down the price v. fiyatı (aşağı) çekmek
bring down a gang v. çete çökertmek
bring the house down v. evi yıkmak
bring the swelling down v. şişliği indirmek
bring the fever down v. ateşi düşürmek
bring down in ruins v. yıkmak
bring down in ruins v. yerle bir etmek
Phrasals
bring someone down v. birini makamından indirmek
bring something crashing down (around one) v. (bir şeyi) yerle bir etmek
bring something crashing down (around one) v. (bir şeyi) göçürtmek
bring something crashing down (around one) v. (bir şeyin) yıkılmasına sebep olmak
bring something crashing down (around one) v. hayatını derinden etkileyecek (bir şeye) sebep olmak
bring something crashing down (around one) v. (bir yapının) çökmesine sebep olmak
bring something crashing down (around one) v. hayatını alt üst etmek
bring someone down v. birinin kafasını düşürmek
bring someone down v. birini normale döndürmek
bring someone down v. birini ayıltmak
bring someone down v. birinin ziyaretini kabul etmek
bring someone down v. birini uyuşturucunun etkisinden çıkarmak
bring something down v. (hükümeti) yıkmak/devirmek
bring something down v. (fiyatı, ücreti, vergiyi) indirmek
bring something down v. (fiyatı, ücreti, vergiyi) aşağı çekmek
bring down to v. -e indirgemek
bring down to v. -e indirmek
bring something down v. bir şeyi aşağı indirmek/taşımak/getirmek
bring something down to something v. bir şeyi basite indirgemek
bring something down v. bir şeyi bozguna uğratmak
bring down on v. başına dert açmak/almak
bring down on v. üstüne/tepesine inmesine neden olmak
bring something down to something v. bir şeyi daha basit bir seviyeye indirmek
bring something down v. bir şeyi alt etmek
bring something down to something v. bir şeyi bir şeye indirgemek
bring down on v. tepesine/tepesinden aşağı indirmek
bring something down to something v. bir şeyi bir şey seviyesine indirmek/indirgemek
bring down to v. -e inmek
bring something down v. (hükümeti) düşürmek
bring something down v. (düşmanı) yenmek
bring something down v. indirim yapmak
bring down on v. başını belaya/derde sokmak
bring something down v. (düşmanın) üstesinden gelmek
bring something down v. (fiyatı, ücreti, vergiyi) düşürmek
bring down on v. üstüne/başına düşürmek
bring someone down v. birinin canını sıkmak
bring someone down v. birinin keyfini kaçırmak
bring someone down v. birinin içini karartmak
bring someone down v. birinin moralini bozmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını kaydırmak
Colloquial
bring your shoulders down expr. omuzlarını indir
Idioms
bring-down n. hüsran
bring-down n. moral bozukluğu yaratan şey
bring-down n. can sıkıcı şey
bring-down n. gerçeklerle yüzleşme
bring-down n. üzüntü sebebi
bring-down n. yıkım
bring the house down v. kahkahadan kırıp geçirmek
bring down the house v. alkış koparmak
bring the curtain down v. bitirmek
bring the curtain down v. kepenkleri indirmek
bring the curtain down v. son vermek
bring the curtain down v. perdeyi kapatmak
bring the house down v. başarılı oyun çıkartmak
bring the house down v. başarılı performans göstermek
bring the house down v. alkış tufanı koparmak
bring the house down v. ortalığı kırıp geçirmek
bring the house down v. alkıştan yıkılmak
bring the house down v. alkış tufanına neden olmak
bring the house down v. alkış toplamak
bring somebody down a peg or two v. birinin burnunu sürtmek
bring somebody down a peg or two v. ayağının yere basmasını sağlamak
bring somebody down a peg or two v. maskesini düşürmek
bring somebody down a peg or two v. fiyakasını bozmak
bring somebody down a peg or two v. ağzının payını vermek
bring somebody down a peg or two v. layık olduğu yere oturtmak
bring someone down to earth v. gerçeklerle yüzleştirmek
bring someone down to earth v. ayaklarının yere basmasını sağlamak
bring down to earth v. gerçeklerle yüzleştirmek
bring down to earth v. hayal aleminden uyandırmak
bring someone down to earth v. hayal aleminden uyandırmak
bring down to earth v. ayaklarının yere basmasını sağlamak
bring the curtain down on something v. bir dönemi bitirmek/sona erdirmek
bring the curtain down on something v. (oyunun sonunda) perdeyi indirmek
bring somebody down a peg or two v. karizmasını çizmek
bring somebody/something down a peg (or two) v. karizmasını çizmek
bring somebody/something down a peg (or two) v. ipliğini pazara çıkarmak
bring somebody/something down a peg (or two) v. fiyakasını bozmak
bring somebody/something down a peg (or two) v. birinin ne mal olduğunu göstermek
bring something crashing down (around one) v. mahvetmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. mahvetmek
bring something crashing down (around one) v. yakıp yıkmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. yakıp yıkmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. yerle bir etmek
bring something crashing down (around one) v. yerle bir etmek
bring something crashing down (around one) v. yere devirmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yere devirmek
bring something crashing down (around one) v. yıkıp geçmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yıkıp geçmek
bring something crashing down (around one) v. darmaduman etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. darmaduman etmek
bring something (down) about your ears v. kendi başına dert açmak/almak
bring (something) down on (oneself) v. başına dert açmak/almak
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını darmaduman etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. hâk ile yeksan etmek
bring something down on v. başını belaya/derde sokmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını kaydırmak
bring (something) down on (one's) head v. (birinin) tepesine/tepesinden aşağı indirmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birine) dünyayı zindan etmek
bring down the shutters v. (bir şeyin) üstüne perde indirmek/kapatmak
bring something down to something v. (birinin) anlayacağı bir dille anlatmak
bring (something) down on (oneself) v. başını belaya/derde sokmak
bring something down on v. üstüne/başına düşürmek
bring (something) down on (one's) head v. başını belaya/derde sokmak
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını yerle bir etmek
bring down the shutters v. (bir şeyin) üstüne perde çekmek
bring down the shutters v. (bir şey) hakkındaki duygularını/düşüncelerini gizlemek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yerle bir etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını duman etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) hayatını cehenneme çevirmek
bring something down to something v. (birinin) seviyesine indirmek/düşürmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. (birinin) dünyasını başına/tepesine yıkmak
bring (something) down on (one's) head v. (birinin) üstüne/başına düşürmek
bring something crashing down (around one) v. dünyayı (birinin) başına dar etmek
bring something down on v. başına belalı bir iş açmak
bring something (down) about your ears v. kendi başına belalı bir iş açmak
bring (something) down on (one's) head v. başına dert açmak/almak
bring something crashing down (around one) v. (birine) dünyayı zindan etmek
bring something crashing down (around one) v. (birine) dünyayı zehir etmek
bring something down to something v. (birinin) seviyesinde anlatmak
bring something crashing down (around one) v. (birinin) hayatını yerle bir etmek
bring (something) crashing down (around) (one) v. yerle yeksan etmek